|
Etkili Aile (7)
Korkuyu Öğretmeyin
Üzüntü, sevinç, kızgınlık ve korku herkeste zaman zaman değişik ölçülerde
ortaya çıkan heyecan halleri. Anlaşılır nedenleri varsa ve kontrol
edilebiliyorsa, son derece sağlıklı tepkiler bunlar. Ancak kolaylıkla insanın
hayatını alt üst edebilen, normal dışı tepkiler haline gelebiliyorlar.
Çocuklara ileri yaşlarda yaşadıkları korkuları anne baba yada yaşam
öğretir. Sobanın sıcak olduğunu elleri yanan çocuklarda görüldüğü gibi,
korkular genellikle deneyim sonucu öğreniliyorlar. Bu konuda anne babalara
düşen görev, çocukları tehlikeden uzaklaştırmak amacıyla korkutmak yoluna
başvurmamak. Çocuklara anlayabilecekleri bir dille anlatılmalı tehlike. Çocuğa
sevgi göstermek yeterli değil tek başına; anne babanın da birbirlerine sevgi
ve saygıyla yaklaşmaları gerekir. Çünkü huzursuzluklar ve gerginlikler çocuğa
yansır.
Ayrıca önemsenmemek ve azarlanmakta korkuya neden olmaktadır. Güven duygusunun
kaynağı anne sevgisi. Anne sevgisinin özelliği de; "Ne olursan, ne yaparsan
yap, senin her zaman yanındayım ve sana yardımcı olacağım"dır. Bu karşılıksız,
katıksız sevgi "Bunu yaparsan seni döverim" gibi koşullu biçim alırsa, çocuğun
güven duygusu sarsılır hiç şüphesiz. Korku duygusunun çocuklarda daha yoğun
olarak yaşandığını söylemek mümkün değil. Sadece çocuklar korkularını belli
ediyorlar, belki de bunu saklamıyor, ağlayıp haykırıyorlar. Büyüklerse
korkularını bastırabilseler de onları yok edemiyorlar ve korkular daha
sonraları başka başka biçimlerde ifade buluyorlar.
Anne ve babaların omuzlarına, sırtlarına aldığı çocuklarına düştü düşecekmiş
gibi şakalar yapmaları çocuklarda yükseklik korkusu yaratabiliyor. Karanlıktan
korkmasını önlemek için odasında ufak bir ışık yakmak, yatmadan önce bir masal
okumak, şarkı dinletmek, sırtını kaşımak, yahut okşamak yararlı
olacaktır. Çocukları karanlıktan korkan anne ve babaların uyuyana kadar
çocuklarının yanlarında bulunmalarının korkuyu yatıştırıcı şekilde yararı
vardır. Sinema, roman, ceza, sınav, terörün ve televizyonun çocuklarda korku
duygularının yerleşmesinde ki payı büyük.
Üzerinde birleşilen ortak görüş şu ki uzun süre saldırganlık ve
vahşet filmlerinden olumsuz etkilenmeyen çocuk yoktur. Çocukları TV' nin ve
videonun zararlarından korumak bilinçli bir özen gerektirir ki bu da ana
babaya düşen bir sorumluluktur.
Korkutucu olmayan bir sınav sisteminin uygulanması eğitimin başarısı
olacaktır. İyi bir öğretmen sınavların onların yararına olduğunu anlatmalıdır
öğrencilerine. Örneğin suçlu yakalar gibi "Çıkarın kağıtları, sınav yapacağım"
demek yerine "Çalışın, yazılı yapacağım" demek sınav korkusuna bir engel
oluşturabilir.
Gece korkularının en büyük ilacı ilgidir. Her üç çocuktan biri ağlayarak
uykusundan uyanıyor geceleri. Aileleri bu durumda paniklemek yerine,
çocuklarını sakinleştirmeliler. Bu durumda iken annenin çocuğunun yanında
yatıp onun sakinleşmesini beklemesi yerinde olacaktır. Çocuğa sıcak bir şeyler
vermek, onunla konuşmak onun güven duygusunu artıracaktır. Bu durum uzun
sürüyor ve çocuk yatışmakta çok zorluk çekiyor ya da hiç yatışmıyorsa, bir
çocuk psikoloğunun kapısını çalmakta yarar vardır.
Gariptir ama korkuların bir de yararı var. Korkular psikolojik sorunlar
hakkında ipuçları da verebiliyor. Korku duygusu açısından yetişkinlerle
büyükler arasında önemli farklar var. Büyüdükçe derinleşip kökleşiyor
korkular. Bugün çoğu insan takıntılı düşünce illetine yakalanmış durumda. Bu
takıntıların nedeni de çocuklukta bir yanlış yapıldığı zaman "Sakın bir daha
bunu yaptığını görmeyeyim" uyarıları. O kadar çok doğru yapmaya zorlanıp
koşullandırılıyor ki çocuk, küçücük bir yanlışta ya kendisini suçluyor ya da
suçlanacağından korkuyor.
Önce yetişkinlerin korkularından korkmamaları
gerektiğini öğrenmeleri gerekiyor. Korkulardan kaçarak kurtulunamadığı gibi,
bu şekilde davranmakla onların üstesinden gelmek de mümkün olamıyor. Böyle bir
davranışın yalnızca tek ve olumsuz bir sonucu oluyor; bu korkuların aynen
çocuklara yansıtılması. Biz önce kendi korkularımızın üstesinden gelelim ki
sonra çocuklarımıza bu konuda yardım edebilelim. Korkuya yenik düşen bir
yetişkin çocuğa sevgisini geçirmekte zorlanabilir. Oysa korkan bir çocuğun en
büyük ilacı güven duygusu, güven duygusunun gerçek kaynağı da anne
sevgisidir. Sevginin olduğu yerde korkulara yer yoktur.
|