|
Çocuk Eğitimi ve Ruhsal Yönü
Çocuk Eğitimi
Her çocuk ayrı bir dünyadır. Çocuk yetiştirmek ise en kutsal, en büyük, en zor
ve hayat boyu devam ettirilmesi gereken en önemli sanattır. Gelecek açısından
düşünüldüğünde bu konunun önemi her geçen gün çok daha iyi
anlaşılmaktadır.
Daha doğacak çocuk anne karnında iken anne babaların
kafasında bir çok soru işareti oluşur. Kız mı erkek mi olacak? Sağlıklı doğup
büyüyecek mi? Ailemizde ve günlük hayatımızda nasıl bir değişiklik olacak?
İleride nasıl bir insan olacak? Okul başarısı iyi olacak mı? Nasıl bir meslek
sahibi olacak? Hayatta başarılı olacak mı? Ve buna benzer yüzlerce soru ile
çocuğu beklemeye koyulurlar.
Bütün bu soruların ve bazı bilinmeyenlerin yanı sıra çocukların psiko-sosyal
gelişimini ve kişilik gelişimini doğru yönlendirmek anne babaların en önemli
görevlerinden biridir. Bu görevin tam ve eksiksiz olarak yapılması ise her
açıdan çok önemli ve bir çok yönden zordur. Her ne kadar doğuştan ve genetik
olarak alınan özellikler olmasına karşın, her çocuğun ayrı bir fiziksel
yapısı, kişilik özelliği, davranış paterni, psikososyal özellikleri, anlayışı,
duygusal yapısı, zeka kapasitesi ve ruhsal gelişimi bulunmaktadır. Bütün bu
özellikler, aile ortamı ve devamlı değişen çevre şartları ile etkileşince
ortaya bir çok yönü ile anne babadan farklı bir biyopsikososyal yapı ortaya
çıkmaktadır.
Çocukları Anlamak
Çocukların genel davranış özelliklerini tam olarak anlamak ve onların ruh
dünyalarına inmek onların psikososyal gelişimini yönlendirmek açısından çok
önemli bir noktadır.
Anne babaların çocukların ruh dünyalarına inmeden yönlendirme ve eğitim
gayretleri çoğu zaman hedefine ulaşmaz. Anne babalar her gün birlikte
oldukları, günlük aktiviteleri birlikte yaptıları çocuklarını bazen tam olarak
tanıyamamakta ve onların psikososyal gelişimini iyi yönde
yönlendirememektedir. Bazı anne babalar, çocuklarının sadece fiziksel
bakımlarına yönelik beslenme, barınma, sağlık problemlerini gözetip onların
olaylar karşısındaki düşüncelerini, tepkilerini, yorumlarını, üzüntülerini,
sevinçlerini, ruhsal yönlerini gerektiği kadar hesaba katmazlar.
Kişisel görüşme ile haberleştiğimiz acil müdahalelerde bulunan bir
sağlık mensubu şu yakınmaları dile getirerek endişelerini belirtiyordu:
"Acil sağlık müdahaleleri yaparken olaylardan çocukların etkilendiğini
ve bazı psikolojik problemlerin oluştuğunu görüyorum. Anne babalara veya bakım
veren kişilere çocukların sıkıntılarını bahsettiğimde, onların bana cevabı
"onlar çocuk ne olacak ki" şeklinde oluyor. Ben buna dayanamıyorum ve çok
üzülüyorum, çocukların da ruh dünyası var".
Gerçekten de bazı zamalar günlük olaylar ve gelişmelerin arasında çocukların
olaylar karşındaki ruhsal tepkisi en son akla gelektedir.
Çocuğa Ayrılan Vakit
Her anne baba çocuklarının gelişimi ve onların ruhsal yönleri ile çok
ilgilendiklerini söyler ama kendi kendilerine oturup "çocuğuma bu gün ne
kadar vakit ayırdım?" diye sorduklarında, kendilerini tatmin eden cevabı çok
azı alır.
Bir profesörden verdiği bilgiye göre A.B.D. de yapılan istatistiklerde bir
babanın çocuğunu günlük görme süresi 7 dakika olarak bulunmuş. Yani aynı çatı
altında yaşayan birbirinden apayrı, ayrı dünyalarda insanlar. Peki bu durum
hangi sonuçları getirir? Yani anne babaların çocuklarının ruhsal yönü ve
psikososyal gelişimi ile ilgili eksiklikleri hangi sonuçları doğurur? Bunun
cevabını düşündüğümüzde her biri ayrı bir "gelecek" olan çocuklar ile ilgili çok
karamsar düşünceler akla gelmektedir.
2000'li yıllarda bırakın ruhsal gelişimi yönlendirme ve mevcut ruhsal
sorunları, dünyada milyonlarca çocuk kötü bakımdan, basit sağlık
sorunlarından, kazalardan, salgın hastalıklardan, anne baba ihmaline bağlı
nedenler ile hayatını kaybediyor.
|