Atatürk ve Kadınlarımız - 5
Türk kadını, yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli,
inançlı ve güçlü desteği Atatürk'ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne
geçmiştir. Örneğin:
- İtalya'da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler.
- Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir.
- Medeni Kanun'ları aldığımız İsviçre'de ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar alamazken,
- çağdaşlamada örnek aldığımız İsveç ve Danimarka
gibi ülkelerde de durum farklı değilken,
Türk kadınına 1935 yılında seçme ve
seçilme hakkı tanınmıştır. Bu vesile ile bakın Atatürk nasıl seslenir:
"Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde
yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını
artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni mevkiini
selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler
göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk
kadını bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en
büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından
esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve lihakatle
kullancaktır."
Atatürk'ün, çağı ve değişeni değil, değişecek zamanı milletine göstermesi,
kadın hakları ve kadın-erkek eşitliği konularında, "BM İnsan Hakları Evrensel
Bildirisi", "İnsan Hakları Sözleşmesi" gibi konular, daha insanlık tarihinin
ufkunda bile görünmemişken Türk Kadınına, haklarını vermesinin değeri daha iyi
anlaşılır. Bağımsızlık mücadelesi yapan ülkeler nasıl Atatürk'ü örnek bir
lider almışlarsa, kadın hakları uğruna uğraş ve savaş verenler de, onu bir
devrimci olarak aynı şekilde örnek almak durumundadırlar. Çünkü bütün insanlık
tarihi boyunca, tarihin hiçbir döneminde, hiçbir lider kadın hakları konusunda
Atatürk kadar önsezili ve öngörüşlü olmamış, onun kadar uğraş ve savaş
vermemiştir.
Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına, ne mutlu O'na sahip olan Türk milletine!..