Atatürk ve Kadınlarımız - 2
|
"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı
gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet
demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken,
diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir." (Şubat 1923)
| |
|
| |
"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir
bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü
ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça,
öteki yarısı göklere yükselebilsin?"
|
Teokratik bir devlet yapısının ve kadın haklarının kısıtlı
olduğu bir toplum düzeninin olduğu Osmanlı İmparatorluğu'ndan, kadın-erkek
eşitliğinin kabul edildiği modern Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş, bir sürü
devrimler ile mümkün olabilmiştir. Bu devrimler içinde, kadınların erkekler
ile eşit toplumsal varlıklar olarak toplum içinde yerlerini almaları bir
uygarlık aşamasıdır ve Atatürk Devrimleri'nin en önde gelenlerinden
birisidir.
1926 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabulle yürürlüğe
giren ve Türk kadınlarını "şeriat" zincirinden kurtaran Medeni Kanunu ile,
Türk kadınına bin yıl evvel kaybettiği hakların iade edilmesinin temeli
oluşmuştur. Artık kadın güçlenmeye, kişilikliğini bulmaya başlamış ve
erkeğinin yanında sosyal faaliyetlere katılmaya hazırdır.